25 Ağustos 2010 Çarşamba

Bekleyiş

Yeni bir gün ve yine o lanet baş ağrısı,
Kokunu alamadan uyandığım her sabahki gibi,
Ben istemesem de inatla eşlik ediyor,
Yalnızlığımı unutturmamak istercesine.

Neyse ki en sevdiğin şarkı yetişiyor imdadıma,
Senin sesinden, senin neşenden.
Ne iyi etmişim de kaydetmişim o gün,
Kahvaltı hazırlarken mırıldandığında, gizli gizli.

Mutfağa koydum şarkına ayarlı çalar saati,
Baş ağrısına başka çözüm bulamadım ki,
Sen gittin diye başlamıştı,
Gitmedin sanıp hemen kesiliyor sesini duyunca.

Onu mu kandırıyorum, kendimi mi bilmiyorum.
Sesin geliyor evet, ama ne kokun var,
Ne de kırılan bardaklar, düşen tabaklar,
Uyandırmamak için dikkat ettikçe yaptığın sakarlıklar.

Şarkı bitiyor ve gün başlıyor,
'Bu sefer gelecek' diye koşarak çıkıyorum evden,
O çok sevdiğin denize gidiyorum,
Herkesin girdiğini görüp de çıktığını görmediği,
Günlerce arayıp da bulup getiremediği denize.

İlk başlarda beraber beklerdik seni,
Mahallenin büyükleri 'Güneş Kız'larını beklerdi,
Çocuklar 'Şekerci Abla'larını.
Remziye Teyze su böreği getirdi her gün,
Çok seversin, dayanamayıp gelirsin diye.
Ama zamanla şekerlerinin yerini su börekleri aldı,
Börekleri alan çocuklar da Remziye Teyze'nin umutlarını.
Artık çocuklar oyunlarına devam ediyor,
Büyükler de benden kaçıyor, saklanıyor,
Her şey bir oyunmuş da, ebe benmişim gibi.

Yalnız başıma da olsa bekliyorum hala,
Belki bir gün çıkıp gelirsin,
Beni görünce şaşırıp, kocaman açarsın gözlerini,
Belki de dalgalar halime acıyıp geri verir,
Giderken kumlara bıraktığın küçük ayak izlerini...

Halit Serdar Saner

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder